benim kıymetli izleyenlerim

27 Aralık 2013 Cuma

RENKLER GÖZLERİMİZE NE SÖYLER

   







                                                           







                                                            
En çok hangi rengi seviyorsunuz? Giyiminiz için en çok hangi rengi tercih ediyorsunuz?
Bunlar her ne kadar genel sorular gibi dursa da cevaplarının kişiliğinizle alakalı özel bilgilerin anahtarı olduğunu hiç düşündünüz mü?  
Moda psikolojisi artık üniversitelerde ders olarak okutulan konular arasında yerini almış durumda, moda sözsüz iletişimin en önemli kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor.
Dolayısıyla giyim tarzımız ve renk seçimlerimiz, kişiliğimiz, o günkü ruh halimiz hakkında karşımızdaki kişilere ipuçları veriyor. Elbette ki bir kişiyi sadece giyimine göre değerlendirmek doğru değil ancak yaptığımız stil ve renk seçimlerinin iletişimimizde etkili bir güç olduğu yapılan araştırmalar sonucunda kanıtlanmış bir gerçek. O zaman biz de renklerin bize verdiği mesajlara bir göz atalım:
 
Siyah: Gücü, soyluluğu, ağırbaşlılığı ve kaliteyi temsil eder. Bazı kültürlerdeki olumsuz çağrışımlarına rağmen sofistike bir renktir. Önemli davet ve toplantılarda siyah giymek sizi ince ve zarif gösterir. Siyah giyen insanlar genellikle özgüveni yüksek kişiler olarak algılanır.
 
Beyaz: Tarzını oluştururken daha çok beyazı tercih edenler, genellikle titiz, istikrarlı ve uzlaşmacı olarak kabul edilen kişilerdir. Beyazın sağlık üzerinde de olumlu etkisi olduğu belirtilmiştir.
 
Mavi: Mavi renk elbiseler sizi sakin, düzenli ve sadakat sahibi biri olarak gösterir. Tansiyonu düşürücü bir renk olarak da algılandığından insanlar üzerinde sakinleştirici etkisi olduğu bilinen bir renktir. Gergin olduğunuzu düşündüğünüz bir günde giyiminizde mavi rengini tercih etmeniz daha rahat hissetmenize yardımcı olabilir.
 
Kırmızı: Canlı bir renk olan kırmızı, gençliği, mutluluğu, hareketliliği ifade eder. Kırmızı kıyafet tercihiniz insanların sizin dinamik yapıda bir insan olduğunuzu düşünmelerine yardımcı olacaktır. İddiayı ve canlılığı sevenlerin vazgeçilmez rengidir.
 
Sarı: Sarı genel anlamda sevincin, ilhamın ve cesaretin rengidir. İş yaşamında genellikle sorumluluk sahibi kişilerin tercih ettiği bir renk olan sarı tonu koyulaştıkça hüznü de çağrıştırır.
 
Yeşil: Güven veren, ferahlatıcı bir renk olan yeşil kendinizi daha rahatlamış ve sağlıklı hissetmenize yardımcı olur. Ancak kimi zaman da yorgunluğuna yol açtığı düşünüldüğünden iş yaşamında tercih edilmesi gereken öncelikli renklerden olmadığı söylenir.
 
Mor: Mor konsantrasyonu arttıran, zenginliği temsil eden asil bir renktir. Sanatsal düşünceyi ve  yaratıcılığı arttırdığına inanılan mor rengini özellikle sanatla ilgili çalışan kişiler tercih edebilirler.
 
Turuncu: Turuncu rengi de tıpkı kırmızı rengi gibi canlı ve sıcak bir renktir ve sıcakkanlılığı, dışa dönüklüğü temsil eder. Sosyal ortamlarda bulunmayı seven neşeli yapıda biri iseniz giyim tercihleriniz arasında turuncu rengindeki kıyafetlerin büyük yeri olacaktır.
 
Pembe: Neşe ve mutluluk kaynağı olarak bilinen pembe rengi genellikle kız çocuklarının giyiminde tercih edilen renklerin başında gelir. Rahatlatıcı etkilere sahip olan pembe, iş yaşamınızda da sizi sakin, ılımlı ve sevimli gösterir.  


ve tabi ki renk demişken bu senenin yani 2014 kış rengi de
orkide moru olarak tayin edildi sizi örnekler ile baş başa bırakıyorum


                    
 

 

 




 

24 Aralık 2013 Salı

BENİM CUP CAKE ÇOK AMAÇLI OLDU

 izleyenlerim
merhabalar
benim cup cake yenmiyor ama yemede yanında yat cinsinden oldu
çocukların yediği abur cubur kutusu ortalıkta dolanıp duruyordu
biçim olarak tam da cup cake formundaki bu kutu benim dikiş malzemelerimi toplayan bir kutucuğa dönüştü
 kapağına böyle silikon elyaf yapıştırdım
 üstü iğnedenlik görevi gören
 

içi makine iğnelerimi  dikiş sabunlarımı  ve teğel iplerimi toplayan
çok sevimli bir kutucuk karşınızda


 

nasıl benzemiş değil mi
çok amaçlı olması da kullanım çeşitliği açısından toplayıcı oldu
boncuk tarzı el altında çabuk kaybolacak malzemeler masuralar da konabilir
 bu danteli de dün akşam başladım
otururken elim neden boş bir şema çıkarıp dantel başlayayım dedim bir kaç denemeden sonra bunu çıkardım benim ufaklık durur mu anne ben de senin gibi yapıcam deyip desenimin üzerine kendince desen yaptı  şimdilik örüyorum belki yeni dikeceğim mutfak perdesinde kullanırım
 
az kalsın unutuyordum bir de dün kendime gümüş rengi pelerin kestim
kızımın pelerini herkesin okadar dilinde ki çok yakıştığını söylüyor herkes
ben de kendime dikmek istiyordum ne zamandır  kaşmir aldığım bu kumaşı kestim bakalım ne zaman dikilecek
zaten bence aslolan kesmek  yavaş yavaş nasılsa dikilir
astar yapıp yapmama konusunda tereddütlüyüm yada ne tarz bir astar kullanmalıyım şimdilik bilmiyorum
 

23 Aralık 2013 Pazartesi

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ HAYATIMIZ DA NE DEĞERLİDİR?













Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hâkim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...

Bu gerçek bir hikâyedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.

Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz idi?

SÖZÜN ÖZÜ: Dünyanın en güzel tatlı varlıkları olan çocuklarımızın en sevimli hallerini işlerimiz var diye önemsememek mi
yada bize göre ne değerlidir çok para verip aldıklarımız mı yoksa gerçekten değerden anlamayıp anlıyor gibi yaptıklarımız mı?
ya da hangi zamanda neye önem verdiğimiz mi?
dünya meşgalelerinden  neyleri kaybettiğimiz mi
hayatta neye değer verdiklerimizi bir sorgulama zamanı geldi.

19 Aralık 2013 Perşembe

KIZIMA ÖRDÜĞÜM CEKET BERE TAKIMI


İzleyenlerim
 merhabalar
iki hafta önce başlamıştım sanırım önce beresini ördüm
bereye 90 ilmekten başlamıştım belli bir miktar ördükten sonra hızlaca kesmeye başladım en tepesinde 15 ilmek kalana kadar sonra o 15 ilmeği hepsine iplik sonuna toplayıp büzerek bitirip tığ ile tersinden aşağıya doğru tek tek ilmek alarak ördüm
 

kollara 50 ilmekten başladım toplamda kol evine kadar 10 ilmek artmış oldu kolları keserken 3 ,2 ,1 şeklinde kesip sonra her 3 sırada birer taraftan keserek üstteki gibi şekillendirdim
kol , bere ve etek uçlarına  ajur örgüsü yapıldı

 üstteki berenin örülüş şekli
 arkaya 90 ilmekten başladım kol kesimine kadar düz ördüm yine 3,2,1 şeklinde kol evi vererek kestim
berenin ucu ile yakaya tığ ile oya yaptım
önlere 3 sıra şeklinde fisto diktim
ve kare metal düğme



17 Aralık 2013 Salı

DOLMA BAHÇE DE GEZİ ÇIRAĞANDA YEMEK

 izleyenlerim
merhabalar
dünün o kara yağışlı havasında dolma bahçeyi gezdik
beraber gittiğim arkadaşların hafif serzenişleri ile
ama bana sorarsanız ben geziden oldukça memnundum yıllar önce gitmiştim dolma bahçeye
ve yeni bölümleri açılmış mesela harem kısmı benim gezdiğimde açık değildi
anladım ki müzeleri her on yılda bir tekrar gezmek gerekiyor


 şu muhteşem kubbeye bakarmısınız
daha önce bu kubbeyi görmemiştim renkleri bir başka süslemeleri başka güzel
 artık eskisi gibi ayakkabılarınızla rahatlıkla giremiyorsunuz ayaklarınıza galoş giyip müzeyi öyle geziyorsunuz
duvardaki tablodaki köylü kızı bana öyle derinden baktı ki
acep büyük büyük ninem olabilir mi?

 bayramlaşmanın olduğu salon
şimdiler de kullanıldığını öğrendik
hatta Atatürk'ün cenaze namazı bu salonda kılınmış
ve tabutu karşıdaki kırmızı tahtın olduğu yerdeymiş insanlara bu salonda
ziyarete açılmış
 ve bir çok saatin olduğu bölümü gezdirdiler bize
valla arkadaşlar da dedim iyi ki geldik diye benim için eşsiz bir gezi oldu
 padişahcağızlarımızın mütavazi yaşamları
Le château de Versailles (  versay sarayını) da gezdiğim için biliyorum onlardaki ihtişam ve gösteriş  yanında bizimki de saray mı diyorum
hem devleti yönettikleri
hem davetli ağırladıkları
hem de  ailesi ile yaşadığı büyücek bir ev diyelim
nur içinde yatsınlar
 ve yemeğe Çırağan sarayına geçildi
Enderun salonundaydık
hava yağışlı olmasaydı manzaranın daha çok keyfi çıkabilirdi
ama yine de keyifliydi


 neler yemişiz


 aman çıkmadan
her zaman geldiğimiz yer mi diye
başladık her yerde fotoğraflar çekmeye
işte ne denir bilmem ki........
herkes aynı telaş içinde olduğundan kimse kimsenin kusuruna bakmadı
herkesin elindekilerinden ardı ardına flaşlar patlıyordu
bizde birkaç tane diyemeyeceğim kadar fotoğraf çekindik durduk



16 Aralık 2013 Pazartesi

KIZIMA TAFTADAN DİKTİĞİM ELBİSE


 merhabalar
geçenlerde kestiğim tafta elbise
beatrıce baskılı broşumuzda eksik değil hani
tafta kumaşları çok seviyorum
hem çocukta şık duruyor
hem de buruşmadığı için çok kullanışlı
jile tarzı elbiseleri kollu olanlara göre daha çok tercih ediyorum içine giydiği çeşitli renkte badi ile tamamlayabiliyorsunuz



12 Aralık 2013 Perşembe

BAŞ TAACIM

 evet izleyenlerim
kısa günün bol işi oldu
bu sabah eskiyen tacımı üstteki gibi yeniledim
altta eski elbisesinden sıyırıp attığım tacım yeni şahsiyeti ile karşınızda
 neler yapılmış
eski kılıfı dikkatlice sökülüp yeni uygulayacağım kumaşı 
ona göre kestim

 her tarafından silikon tabanca ile yapıştırdım
 üst kısmını böyle faransız danteli vari bir fisto ile kapladım

 ve ne var ne yok başladım araştırmaya
ve böyle bir sonuç çıktı
 başka bir de ortanca oğlana murat boz beresi örüyordum onu bitirdim
 kızımın bolerasının kolu bitti diğer kola başlanacak

ve kızıma bir piyenses elbisesi kestim
kızım anne bana piyenses elbisesi dikecekmisin diye sorunca dayanamadım
evde mevcut olan pembe tafta kumaşım vardı
eteği kloş kestim

 iç kısmın da iki katlı kloş şeklinde tül kestim
 başladık bakalım dikmeye bir dahaki postumuz da bu elbise ....
daha ne olsun
kısa güne daha ne sığacaktı ki?